eşyalarımı kütüphanede bırakıp çıktım, okuyacağım şeylerin çoğu bitmişti, bazı notları cebime aldım, bir de kalem aldım, her an yazı yazmak isteyebilirim diye. diğer cebime de telefonla cüzdanımı. evet, biraz şişti cepler ama olsun, çanta taşımamak güzeldi. gidip bişeyler yedikten sonra avare avare yürüdüm sokaklarda, keyfim pek yerindeydi, ne bir telaşım vardı, ne de bir derdim….
Yazar: Aslihan H. Ergun
hayyam
hiç hiçbir şey bilmiyorlarbilmek istemiyorlarhiç hiçbir şey bilmiyorlarbilmek istemiyorlar şu cahillere bakdünyanın sahibi onlarşu cahillere bakdünyaya egemen onlar onlardan değilsen eğersana zalim derleronlara aldırma hayyamdostum, dostum… hiç hiçbir şey görmüyorlargörmek istemiyorlarhiç hiçbir şey görmüyorlargörmek istemiyorlar şu cahillere bakdünyanın sahibi onlarşu cahillere bakdünyanın hakimi onlar ben bu şarkıyı seviyorum ama biraz sorunlu bence 🙂 sen ona…
yazı-tura
saçma bir alışkanlık gelişti bende, kararsız kaldığım işlerle ilgili yazı tura atıyorum ve ekseriyetle de neticeden pişman olmuyorum, bakalım bakalım..
müzik kutusu
sevgili yazlıkblog dinleyenleri, bugün sizler için birbirinden güzel şarkılar seçtim. ilki münip utandı’dan geliyor, geçtiğimiz haftasonu, ali emiri kültür merkezindeki konseri sayesinde gördüm ki halkımız bu kıymetli sesi tanımıyor, çok içerledim doğrusu, tanıtmak boynumun borcudur dedim:fikrimin ince gülü konserde söylediği başka bir şarkıyı daha paylaşmak istedim ama bulamadım, şarkıyı dinlerken bazı tsm eserlerinin ne kadar…
2049
“ademoğlu günlerden ibarettir her gün bir parçası eksilir ” demiş biri, bana da sanki her gün biraz daha örülüyoruz gibi geliyor. dün, bugün ve yarınla.geçen gün biri dedi ki ” zaten herşeyi unutur o, unutmaya meyyal” üzüldüm bunu duyunca, o unutmaya meyyal kişinin haline, gördükleri rüyaları hiç hatırlamayanlara da üzülürüm. bildiğimiz kadarıyla dünya gözüyle bir…
zaman
akan ve duran şeyler üzerine düşünmeyi çok küçükken, dedemin çoruh’a bakan yazıhanesi sayesinde öğrendim. balkondan aşağı bakarken apartman yüzüyor gibi hisseder, bu hissi severdim.bir keresinde daha 6 yaşında ya var ya yokum, kaçıp gitmişim dedemin yanına, küçük bir çocuk için uzun bir yoldu epey.dedemi özledim şimdi ve çocukluğumu.
konuşmak
çok sevdiğiniz çok kıymet verdiğiniz biriyle konuşacak ortak bir konunuzun kalmadığı oldu mu?konuşmanın sık sık tıkandığı, konuşsanız da ortaya kocaman bir yabancılığın çıkacağı anlar?belki de yabancılık çıkmalıdır ortaya. yazıdan uzun edit: bana “bu tıkanmayı yaşadığın kişi ben miyim” diye soran veyahut bunu kendi kendine düşünen sevgili arkadaşlarım, bu konu gayet alakasız bir yerden düştü aslında…
esrik
cuma akşamı “yapıt ve alımlayıcı” ile ilgili bir seminere gittim,“her tablo, her müzik yapıtı onu algılamak için bize bir organ armağan eder” diyen blanchot alıntısını aktardı konuşmacı, ” dile mahrem var mı kulaktan ayrı” dediğini hatırladım celaleddin’in. algılamak kelimesi yerine ingilizce tercümesinde “to welcome” kelimesinin kullanıldığını söyledi ender konuşmacı, bir eseri karşılayabilmek, onu misafir edebilmek…
Duha
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.Andolsun kuşluk vaktineVe sükûna erdiğinde geceye ki,Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın.O, seni yetim bulup barındırmadı mı?Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?Seni fakir bulup zengin etmedi mi?Öyleyse yetimi sakın ezme.El açıp isteyeni de sakın azarlama.Ve Rabbinin nimetini…
keşif pilotu
ben bir keşif pilotuyum. galaksimin insanları beni iki yıl savaşları boyunca gösterdiğim cesaretle tanır. meraklı ve hevesli bir pilot oldum çoğu zaman. bir yerin gidilmemiş olması benim oraya gitmem için yeterli bir neden oldu hep. savaş boyunca uzay mekiğimle uzaklardaydım, içimde kımıldayan o macera tutkusuyla. bazen gemiye dönerdim ve fekat dinlenmeye alışmadan tekrar binerdim mekiğime…