aşk denen şu illet

aşk, ideoloji, güven ve irade üzerine bir fiyakalı başlığın daha gururuyla sizleri selamlıyorum..sizler dediğim çok çok az kişisiniz, bu nedenle rahat olacağım, çok mahrem bir şeyden; aşktan bahsedeceğim. fekat siz de rahat olabilirsiniz çok daha az mahrem bir düzlem üzerinden konuşacağım,ideolojik düzlem, hatta bu kelime ayşeciğim için gelsin; ideolojik bağlam. sonra çook kıymetli bir zemine…

tebdil-i mekân

güvenli yer egzersizi diye bişey yapıyoruz terapi esnasında, kendimizi huzurlu, rahat, iyi hissettiğimiz bir yeri hayal ediyoruz. geçen hafta bir danışana anlattım bunu, bana şöyle dedi ” onaltı yaşındaydım, aşıktım, unutamayacağımı anlayınca ta isviçre’ye gittim kafam dağılsın diye, dağılmadı tabii..” ne anlatmaya çalışıyor diye düşündüm evvela.. devam etti sonra.. huzurun insanın içinde olduğunu, mekandan münezzeh…

mekân

ne kadar kedi olduğumu hatırladığım günlerin ardından, bugün bir danışan çalıştığı mekânın kendini boğduğundan bahsetti.. evet mekân bazen boğar insanı..”sanki bir hücrede hapismişim gibi geliyor” dedi.. kimya-yı saadette huzurdan bahsederken insanın içi eğer genişse mapushane odası ona dünyanın en ferah yeri gibi gelir, eğer insanın içi daralmışsa, tahtlar, saraylar ona sıkıntı verir diyordu. aklıma bu…

bana tehanu diyebilirsiniz..

ben aslı,ejderhaları severim ve hayatı ve de isimleri…ismim yanarak can veren bir aşığın hikayesindenbundan mıdır bilmem,en korktuğum şey yanmak ta küçüklükten..bir ismim daha var,az bilinen,yerdeniz serisini okumuştum vaktiylenorda herkesin bir bilinen ismi vardıbir de bilinmeyensöylediğinde ismini birinesırrını bilirdive sana tesir edebilirdi.ben aslı, ölüm ve hayat hakkında düşünmeyi severimbir şey canlı mıdır değil midir merak ederimve…

ve de

böyle zamanlarda, böyle bin bir tane karar ve plan arasındasanki karar hayati gibi geldiğindebazen şey olur,birşey olur ve karar marar anlamsız oluruzak etsin Allah bir hastalık filan çıkarya da başka türlü birşeyama sürpriz birşeyo zaman dersin ki ne saçmaymış içinde bulunduğum hal.

dertli gönüllere giren işte benim zeki müren

bu sabah çok dua aldım, iyi geldi bana…bazen aç olursunuz çünkü, siz aç olunca sizi doyuran vardır. görüşmelerde aklıma şu geldi, bu kadar hayat var ya, bir de bunların içindeki başka hayatlar da var, danışanlar var, onların kızları, oğulları, karıları, kocaları, anneleri, babaları, abileri, ablaları, erkek arkadaşları, kız arkadaşları var… kendimi bir anda bu yakınlardan…

ebe uzlet

dün çok güzel bir kaç dakika yaşadım yeşil köşkün önünde sükûnetle dururken, sükûnet iyi bir arkadaştır. ama başka iyi bir arkadaşı arayasım geldi o an, aramadım sonra, sükûnet iyiydi yanımda. o anın içinde güzel birşeyler varsa bunu sevdiklerimize anlatmak isteriz.. deniz muhteşem, renkler büyüleyici, gece ne sakin, ne huzur verici deriz.. birbirimizi davet ederiz kendi…

yanıyor mu yeşil köşkün lambası yaar

Dört günün ardından… Bir sürü kapılar açılıyor emdr ile sonra kapanıyor bazısı nazikçeBenim kapılar nazikçe açıldı ve kapandı en azından..Her zaman o kadar nazik olmuyor bu, biliyorum.. Emdr’dan önce bazı konular vardı, şunu şunu yazayım dediğim. Benim böyle hazır konularım hep oluyor, yoğrulmamış hamurlarım. Genelde benzer benzer şeyler… kararlılık, irade konusu vardı ile’de, ben ordan…