Zamanlardan bir zaman, ülkenin birinde, insanlardan uzak, bir dağ başında; kocaman, ihtişamlı bir şatonun küçük, sade bir odasında Sueño adında bir kız yaşarmış. Bu kızın tüm hayatı bu odada geçermiş ama tüm hayatı da bu odadan ibaret değilmiş elbette. Odası enfes bir manzaraya bakan Sueño, gün boyunca bu enfes manzarayı vegün içindeki değişimlerini izlermiş. Güneşin…
Yazar: Aslihan H. Ergun
yeni kıyı
garip ve uzun bir yolculuk yaptım.çok anlatasım var ama çok yorgunum. kaybolmasını ise hiç istemiyorum tam bir görsel şölendi.kaybolmasını çok istedim, tepeden bıraktım, şelale boyunca sürüklendi ve paramparça oldu.parçalandığını görünce “oh be dedim”, sırtımı bir ağaca yasladım, gözümde yaşlar boğazımda düğümler birikti. parçalanmasın diye az numara çekmedim. sonra ne oldu da bıraktı kertenkele kuyruğunu. bırakmak…
kaptanların seyir defterleri
Sevgili okur, uzak değil yakın bir zamanda sözel olmayan başlığında sana demiştim ki “Pek çok çerçeveli düşünme eğilimi içerdeki huzuru kaçırabiliyor zaman zaman. 2004 senesinde beni bir kütüphaneden kaçırışı gibi . Bunca kitap, bunca fikir, bunca pencere “bööğ” diyerek dışarı çıkmıştım, gerçek bir mide bulantısıyla. Eskiden gayet sözel bir alanda huzur bulabiliyordum, ortasından inkişaf perdesi…
pencere önü çiçeği
Yazıyı okuyup bitirince “çok postmodern olmuş” dedi, ben de “anne ben postmodern oldum” dedim. Ben bu akşam Sueño oldum ama katlarında dolaşıp evin, bastığım yeri fark ederek. “Baba ben şimdi seçimimi yaptım” dedim, “i did it my way. “ ve içersi bir kere daha sükûn buldu.
neşv ü nemâ
binlerce şükür içinde tohum, çok münbit bir topraktan selam verdi havaya. güneş mmm leziz, hava, su, içinden neşet ettiği zemin ve besleyenleri tam olarak ona göre, onun için.
Bursa’da Zaman
Günler günleri kovalamasın, sakince çıksın günün biri kapıdan, kendi rızasıyla. Gelsin yeni gün neşesiyle ve çıkarken alasmarladık desin.
sosyal inşa ve söylem
okurcuğum, bu kavramlarla biraz sık karşılaşabilirsin bundan sonra. hazırlıklı ol! 🙂
şevkiye
şevkiyeyi bahçede gördüğümde dalgın gözlerle önüne bakıyordu. gittim, yanına oturdum, seslendim, hiç oralı olmadı, başını okşamak için elimi uzattığımda hemen sırtını kabarttı, elimi çektim ve oturduğum yerden kalkıp apartman kapısına yöneldim, içeriye girdikten sonra geriye dönüp bir müddet ardından baktım. sanırım bir av görmüştü havada uçuşan bir şeyin peşinde gibiydi sanırım. o sırada içim burkuldu…
ramazan geldi, hoş geldi
gündemimi meşgul eden alakasız bir sürü konunun telaşından fark edememiş olsam da gelmiş ramazan hem de güzel gelmiş, hoş gelmiş.
sözel olmayan
terapilerde müzik kullanımıyla ilgili bir bahis esnasında talat parman’dı sanırım sümeyra çakır’dan da dinlemiş olabilirim o da kohut’tan duymuşmuş galiba, neyse demiş ki ” müzik, egonun tehdit almadığı bir alan oluşturur, müzik sözler gibi tehdit edici değildir.” terapide sadece sözel olmamak için elimden geleni yapıyorum. madonna’nın bedtime story şarkısını seviyorum, ne de olsa sözlerini björk…