Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.Andolsun kuşluk vaktineVe sükûna erdiğinde geceye ki,Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır.Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın.O, seni yetim bulup barındırmadı mı?Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?Seni fakir bulup zengin etmedi mi?Öyleyse yetimi sakın ezme.El açıp isteyeni de sakın azarlama.Ve Rabbinin nimetini…
Kategori: Uncategorized
keşif pilotu
ben bir keşif pilotuyum. galaksimin insanları beni iki yıl savaşları boyunca gösterdiğim cesaretle tanır. meraklı ve hevesli bir pilot oldum çoğu zaman. bir yerin gidilmemiş olması benim oraya gitmem için yeterli bir neden oldu hep. savaş boyunca uzay mekiğimle uzaklardaydım, içimde kımıldayan o macera tutkusuyla. bazen gemiye dönerdim ve fekat dinlenmeye alışmadan tekrar binerdim mekiğime…
güzel
Ölünce güçlenen veliler ve jedi’lar, aklıma ölünce badem gözlü olan körleri getiriyor. Ama veliler ve jedi’lar gerçekten güçlenir diyebilirsiniz, belki birileri de gerçekten badem gözlü oluyordur hıym? İlk durum ölenin tabiatıyla alakalıyken, ikincisi kalanın tabiatıyla alakalı olabilir belki. Çünkü biz henüz buradakiler şiirleştirmeyi, güzelleştirmeyi severiz. Birşeyi sonsuza dek güzel kılmanınsa, belki tek yolu onu öldürmektir….
ölünce
“Kazanamazsın, Darth. Beni öldürürsen ne kadar güçleneceğimi hayal bile edemezsin” dedi Obi-Wan Kenobi, Darth Vader’a. Makul, dedim içimden, aklıma şu söz geldi: “Veli, dünyadayken, kınındaki kılıç gibidir. Ölünce, kınından çıkan kılıç gibi olup, tasarrufu, tesiri kuvvetlenir. “
wristcutters: a love story
epiphany sahnesi.
sevgili jeremy
Dear Jeremy, in the last few days, I’ve been learning how to not trust people, and I’m glad I failed. Sometimes we depend on other people as a mirror to define us and tell us who we are. And each reflection makes me like myself a little more. Elizabeth.
sevgili günlük,
bugün, bir çizmeye hapsoldum, bozuk bir fermuarı açmaya çalışırken ojelerim çıkacak diye korktum. fonda cemil ipekçi, derya baykal ve dondurulmuş embriyolardan, dondurulmuş pizzadan bahseder gibi bahseden bir doktor amca vardı, tv’yi açık bırakıp gitmiş annem. yaklaşık bir saatlik bir mücadeleden sonra sabunlu fermuar pense marifetiyle açıldı ve ayağım nihayet serbest kaldı. giderayak kendime hürayak ismini…
salinger’ın ardından
“Ego ego ego. Bıktım usandım. Kendiminkinden de, başkalarınınkinden de. Bir yere varmak, farklı ve ayrıcalıklı bir şeyler yapmak, ilginç biri olmak isteyen herkesten bıktım usandım. İğrenç bir şey bu -iğrenç iğrenç. Kimin ne dediği umurumda bile değil.”“Sırf rekabetten korkmadığından emin misin? Bu işten fazla anlamam ama, iyi bir psikanalist -yani gerçekten yetenekli biri- senin bu…
I’m a loser baby, so why don’t you kill me?
sizce ne kadar rasyonel? akademiyi bırakıp köye yerleşen ve bahçesinde domates yetiştiren bilim adamı,tüm ilmini ve sevenlerini bırakıp, zamanının çoğunu ne olduğu bilinmeyen bir adamla geçiren alim, kürküyle ciğer satan kadı,ben siftah yaptım, karşı dükkana bir gitseniz o arkadaşım henüz yapmadı diyen esnaf,tüm servetini muhtaçlara bağışlayıp mütevazı bir hayat süren eski kodaman,tüm servetini yakıp dövüş…