yolculuk gittikçe daha keyifli bir hâl almaya başladı.fekat keyif de geçer, gider.nefes alıp vermek gibi çünkü herşey.tutarsan ölürsün.halbuki hayat bak ne güzel. şahsi yolculuk keyiflendirici tarifim:bir müziği dinlerken içindeki tüm sesleri tanımaya çalışmak, kulak kesilmek gibi,bir yemeğin içinde neler olduğunu tahmin etmeye çalışmak ve tatlara odaklanmak gibi,yolu izlemek, karşıma neler çıkardığını görmek ve tahminler yürütmek.
Yazar: Aslihan H. Ergun
olan biten
küçük bir çocuk gibi öğrenmeye çalışıyorum işte.
hayat
foucault’cuğum, mektubunda hayatı sanat eseri gibi yaşamanın güzelliğinden bahsetmişsin. güzel olmasına güzel de, biraz kullanışsız geldi bana. kolaylıkla yapısökümüne uğrayabiliyor sonra hayat ve söküp söküp yeniden örmek, sökülüp sökülüp yeniden örülmek yorucu olabiliyor. ankacığım, biliyorum ki sen küllerinden yeniden doğabilirsin. ama en ölümsüz süper kahramanlar bile yorulabiliyor ve güçleri zayıflayabiliyor, abartma istersen. ve yüzlerine o…
konser konsantrasyonu
bazenleri konser izlerken o anın içine giremediğim olur, gözümü kapasam müziği duyacağım, turnanın yuvasına duyduğu özlemi anlatan bir japon türküsüyle japonya’ya gidecek gökte bir turna olacağım ama gözüm açık olunca salon bir konser salonu, ben de bir seyirci olarak kalıyorum. ve sadece seyirciyken bazı konserlerde icra edilenle aramdaki mesafe çok açık olabiliyor, gayet güzel bir…
analyze these
gençliğe hitabe, gençliğin cevabıotomatik portakal,on dakikalık 30 tane ses kaydı,bir de cinsiyetçilik anket şeysi. bütün bu şeylerin bittiği gün için güzel birşeyler düşünüyorum.
ikibindokuzu nasıl bilirdik?
mekân I.Nişantaşı, Asena’nın yeri. mekân II. Maltepe, eski ofis. mekân III. Cerrahpaşa, bir muhallebici. mekân IV. Üsküdar, cadde. mekân V. Karagümrük, ne eveti aslı ne eveti. evet, ülfet. mekân VI. Kuzguncuk, Üsküdar filan, öfori. mekân VII. Haseki, hayat vakfı, to return to innocence. mekân VIII. bir tatil beldesi, balkon, uzak. mekân IX. Üsküdar, bir teras…
so broken
benim anka oluşum, sevgili dostum, işlemekte olduğunuz şeyi cinayet olmaktan çıkarır mı ve incelikle yapılmış bir görev dağılımı sizi mesuliyetten korur mu?http://www.youtube-nocookie.com/v/XtT9r9ovLps&hl=en_US&fs=1&color1=0xe1600f&color2=0xfebd01&border=1
başka türlü bir yer gideceğim memleket
bugünlerde ait hissedemiyorum çoğunlukla. dönüp cümleme bakıyorum hissetmeyi de bir beceri gibi algılayışıma, öyle sunuşuma. herşeyin bir beceri gibi algılanmasını sevmiyorum. yapmadığım şu şeyi yapmıyorsam bunun becerisiksizliğimden daha başka nedenleri var, latif nedenler hem de. ama yine de letafeti yetmiyor nedenlerin, iç ses bazen sabote ediyor beceriksiz diye. sevmiyorum bu iç sesi. sussun. sevmediğim başka…
bir günün sonunda
bugün zizek dinledim öğleden sonra, ideoloji ve sinema üzerine konuştu.akşam da lacan semineri vardı bir yerde ama napıyım lacan’ı gidip yiyeyim kebabımı dedim ve o esnada kendimi şöyle bir cypher hissettim:
nefs ejderhası ya da kargası
“Nefs hayvanı”yla barışık Barak. Bunu saklamıyor. ” Suya girdiğinde akıntının tersine kulaç atarsan yoktur kurtulma ihtimalin,” diyor dervişlerine. Önce suyla tanışacaksın, bakacaksın ne yöne akıyor? Sonra kendini ona teslim edeceksin, ona güvendiğini anlayacak, sonra kulaçların seni geçmek istediğin kıyıya götürür. Nefs ejderhası da böyledir, gemine asılırsan azar, hakkından gelemezsin. Fazla zorlamaya gelmez. Gönlünü hoş tutacaksın,…