mazi seyahat

bu hikaye paket yapan bir kadın hakkındadır.ben kadınla bir otobüs yolculuğu esnasında tanıştım.mazi seyahatin hülyalı yolcularından biriydi. bir ara çay molası için aşağı indiğimizde, şirketten olan çayları yudumlarken sohbete başlamıştık, bana işinin inceliklerini anlatmıştı. bu hikaye incelikle paket yapan bir kadının yolculuğu hakkındadır. kahramanımız bu yola neden çıkmıştır? bu yola neden çıkılır ki, sıcacık ev…

arizona dream

kaplumbağalara mutluluk atfeden biri daha varmış.grace de kaplumbağa oldu sonunda mutlu kaplumbağa.dondurmak için bir ânı.çünkü hayat dönüşür, dönüşümü biraz evvel axel’den duymuştur.kaplumbağa ise o kadar yavaştır ki, donmaya yakın.eskimo da son anda donmaktan kurtulmuş, hayata dönmüştür.

ikiru ve

bugün ikiru’yu seyrettim bir grup insanla beraber. bu bir grup insandan bazısının isimlerini filan bilmem ama bazı zaaflarını bilirim ve bu grubu severmişim, bugün hissettim. ikiru çok sıkıcı filmdi, öyle ki yanlarımda oturan insanlar uyudular izlerken ve film bittiğinde mustafa amca -grup lideri- geçmiş olsun dileklerini iletti. filme biraz ara verip hakkında konuşuyorken biri hislerini…

II. geleneksel inşirahlı aşure günleri

bugün, birincisini 2007 senesi muharrem’inde gerçekleştirdiğimiz inşirahlı aşure günümüzü artık gelenekselleştirdiğimizi ilan etmenin sevinçli gururunu yaşıyoruz. şak şak şak şak. bazılarınız alkışlarken, bazılarınızın da aşure zaten yeterince geleneksel bir tatlı dediğini duyar gibi oluyorum. duymamış oliyim 🙂

dönüşlülük

yolculuğun bu noktasından sonra biraz da dışa bakabilirim, biraz da gözü dışarda olabilirim. bu ihtiyacı geçenlerde tehanuyu anlatırken hissettim. aslında herşey öylesine zamanlı ki, öylesine anlamlı. ayşe’nin görüşmeler arasında aynaya bakma ihtiyacı hissetmesi geldi aklıma, “yoksa sanki kayboluyorum gibi geliyordu başkalarında” dediği. benim kayboluş hikayem sadece işle de alakalı değildi hem, o da vardı ama…

acaba diyorum

aslında dikkatle bakıldığında bunun sağlam ve yaygın gerçek bir zenginlik olduğunu anlarsın; öyle ki benim anlatacak tek bir öyküm olsaydı, bütün gürültüyü bu öykünün etrafında koparırdım, ona tam değerini verebilmek için çabalardım, ama biriktirdiğim sınırsız anlatı malzemem olduğu için bunları telaşsızca ve umursamazca ele alabilirim; hatta bu işten biraz sıkıldığımı yansıtabilir, ikincil dereceden olaylarla lafı…

nehir roman

ey uhnem, uhnem’e başladım ve okurken pek çok geriye dönüşle karşılaştım. dünya nöbetine, aydınlanma değil merhamete, schrödinger’in kedisine vs.. ayşe bana sen bir roman yazsan nehir olur demişti. aaah aah, derdimi dağlara söylesem dağlar çatlar, kitaplara yazsam nehir olur. ben nehirleri severim. akışı severim. ama ben nehremem çünkü okumaktan başka bir de oynarım roman. ama…

gitmek benim marlon ve brandom

gitmek benim marlon ve brandom‘u seyrettim bugün. çok gerçekti. savaşı hissettim, savaşın ortasında bir sevgilinin varlığını hissettim, bundan dolayı duyulan sıkıntıyı. hakkaten iyi oynamış kadın oyuncu, ben de jüri olsam ben de verirdim ödülü. bir de helal olsun dedim ayça’ya, sonra döndüm de içime…

tatil güncesi

çok şaşırarak söylüyorum ki sevgili okur, çalışmayı özledim. kaç gündür yorgan altında okuyarak ve film izleyerek, sıkıldığımda yorgan altından çıkıp biraz çay içip sohbet ederek vaktimi geçiriyorum. dinlenmeye doydum… uykuya doydum çok şükür. ve bugün sanki kış uykusundan uyanmış bir ayıcık gibiyim, hava da bahara uyanmış havacık gibi sanki bugün. kendimi sokaklara atacağım, aylin ve…

yazlık mı kışlık mı?

yaz gelince yaylalara inilir, kış gelince insan içine çıkılırmı?sorumuz budur yazlığımızın sevgili misafirleri.hatırlayacağınız üzere havalar biraz ısınınca gelmiştik buraya, bu güzel bahçe içindeki yazlık eve. şimdi kış gelince tekrar geçsem mi diyorum şehirdeki eve..şehirde yeni bir ev yapıldı ben burdayken, kocaman, dört katlı, pek ferah.eski eşyaları da getirttim, hepsi şimdi şehirdeki bu evde. ama bir…