ben biraz yoruldum bu işten.sabahları biraz daha geç uyanmak istiyorum. yine gideyim işe, bir işim olsum.bir iş düşlüyorum dostlarım, bir işbir iş ki, günde 3-4 görüşme yapayım, hepsinin hakkını vereyimyas olur, depresyon olur, travma olur, panik atak olurne iş olsa yaparım,yeter ki organize olayım,vaktimin kalanında kitaplar okuyayım,araştırmalar yapayım,yazılar yazayım,bir çok şey var öğrenmek istediğim,neleer neleerçok…
Yazar: Aslihan H. Ergun
film ekimi
film ekimi filmleri ekmeyi ve de filmlerde bize eşlik edecek arkadaşlar tarafından ekilmeyi anlatan bir tamlamadır. ben bu sene katıldım film ekimine. salı günkü film için çarşamba günü üç kez ekildim, sonra dördüncü kişi ile sinema kapısındayken biletin üstüne bakıp ” aa bu da mı” dedim.. niye mi öyle dedim? bir önceki seansta film başlayınca…
orası neresi burası bir adam
biraz sessizleşince bu orman,rengarenk kuşlar bile sustuklarında,karardığında hava,göğe uzanan mavi ağaçların nemli sırtına yaslandığındasükûnet demek istiyorumevet, bence sükûnetuzun, derin, ıssız ve ürperten..hayır cornetto’nun dibi değil.
bana söyler misiniz nasıl gidilir susam sokağına?
yağmurlu güneşli bir hava.bu sabahki yağmur beni mutlu etti. evvela sabah bahçeye inip de yağmurlu bahçemizi görünce ilk gençliğimin (roman havası versin) yağmurlu bahar sabahlarını hatırladım. o kadar mutlu sabahlardı ki ah onlar. çok derin, çok içten gelen, çok sebepsiz gibi duran bir mutluluktu bu. bazen duyuyorum yine o hissi. iş yerime gelince yine iş…
taze fasulye
bugün size bazı zevklerden bahsedeceğim. konumuzun bu olması gerektiğine çaykovski eşliğinde fasulye kırarken karar verdim.sanatın insanda uyandırdığı hisler bana çok ilginç geliyor, belki buralarda bir yerlerde yine bundan bahsetmiştim ama sık sık ilginç geliyor işte. bir şiirin beni heyecanlandırması çok ilginç geliyor, bir resmin beni ısıtması, bir şarkının neşelendirmesi, derinlerde bir yerlere seslenmesi, yücelerde bir…
tatil sevinci
tatil denen şey ne güzel birşeymiş, ne tatlı, ne hoş birşey… sabaha kadar misafirlerimle sohbet ediyorum, öğlene kadar uyuyorum, akşama kadar yağmurlu sokaklarda uzun yürüyüşler yapıyorum, akşam da yüzümde ballı maskem, ayaklarımda naneli krem (yürüyüşler sahiden uzundu), filmler seyrediyorum.. pek memnunum hayatımdan… rüyalarım da pek hoş.. bu sabah rüyamda bir film ekibi gördüm. rüya içinde…
"ütopik olmasa da mistik inançların"
azize /aziyade/azade (burası bilinçüstü ) bilinç (burası bilinçyanı 😛 ) me/la/l. (burası da altı) necati serdengeçti de bilinçüstünden gelenmiş meğer.belki bir gün anlatırım size bu hikayeyi.
pötika
şimdi beklemeye başladım.ben beklerken başbakan ile doğan şantajlaştı, yüzyılın yardım hareketi tartışıldı, hadronlar çarpıştırıldı, iran’da deprem oldu ve iş yerimdeki saatim durdu.salı günü durmuş, çarşamba günü geldiğimde gördüm. aklıma çanakkale savaşında şehit olan bir tabur istanbul lisesi öğrencisinin şehadet dakikalarında duran okul saati geldi. saat hala öyle duruyor. benim saatim de öyle 🙂 butimar nekrofilik…
eskiden burda bir şarkı vardı
agnostizmin biraz kaypaklık getirdiği doğru. “tek doğru budur, en doğru budur diyemem ama benim için doğru olan bu” cümlesi bana hoş geliyor. hani güvenli davranış tanımı vardır ya, ne saldırgan ne çekingen.
işimi sevdiğimi söylemiş miydim hiç?
deryacık bu hafta işten ayrılıyor, gurbet ellere gidiyor. gider ayak bir mail yazmış bizim mail grubuna, bir veda maili. bir kısmını buraya aktarıyorum çünkü bugün ben de işten ayrılacak olsam söyleyeceğim sözlerdir bunlar.. böyle seviyorum ben de işimi, iş arkadaşlarımı.. “…. bilmenizi isterim ki sizleri tanimaktan, dahasi beraber calismaktan, ayni ekipte yer almaktan cok ama…