96’da kendime bir şiir antolojisi almış, iki ciltlik kitabın sayfaları arasında uzun bir yolculuğa çıkmıştım. bazı sayfalarda durmuş, dinlenmiş sonra yola devam etmiştim. dinlendiğim yerlere izler bırakmışım seneler sonra bakınca, burda durmuşum, dinlenmişim diyorum. veda da öyle bir durak.. VEDA Bu şehirden gidiyorumGözleri kör olmuş kırlangıçlar gibiGururu yıkılmış soy atlar gibiBu şehirden gidiyorumİnsanlar taş gibi…
Yazar: Aslihan H. Ergun
sanat heyecanı
yeni bir dil, yeni bir disiplin, yeni bir imkân..
intihar
hassas olduğum bir konu bu. yakını intihar eden kişilere karşı özel bir merhamet besliyorum. danışanlarla çalışıyorken de en çok bundan etkileniyorum…geçenlerde kardeşi intihar etmiş bir danışanla emdr çalışırken ağlamamak için zor tuttum kendimi. gidip kardeşlerime ” bak ne kadar zorlanırsan zorlan, durumunu ne kadar içinden çıkılmaz hissedersen hisset, ne kadar hatalar yapmış, kendine küsmüş olursan…
tahrir
tezhip ve ebruda tahrir dedikleri bir şey var, çerçeveleme anlamına geliyor. lûgata baktım, tahrir aynı zamanda kaydetme, kayda geçme demekmiş. bir anlamı da yazmak demekmiş ve muharrir kelimesi ile aynı köktenmiş. ve de aynı zamanda hürriyet demekmiş. sınırları ve hürriyeti ayrı ayrı çok seven benim için heyecan verici bir bilgi bu..
aşk denen şu illet
aşk, ideoloji, güven ve irade üzerine bir fiyakalı başlığın daha gururuyla sizleri selamlıyorum..sizler dediğim çok çok az kişisiniz, bu nedenle rahat olacağım, çok mahrem bir şeyden; aşktan bahsedeceğim. fekat siz de rahat olabilirsiniz çok daha az mahrem bir düzlem üzerinden konuşacağım,ideolojik düzlem, hatta bu kelime ayşeciğim için gelsin; ideolojik bağlam. sonra çook kıymetli bir zemine…
tebdil-i mekân
güvenli yer egzersizi diye bişey yapıyoruz terapi esnasında, kendimizi huzurlu, rahat, iyi hissettiğimiz bir yeri hayal ediyoruz. geçen hafta bir danışana anlattım bunu, bana şöyle dedi ” onaltı yaşındaydım, aşıktım, unutamayacağımı anlayınca ta isviçre’ye gittim kafam dağılsın diye, dağılmadı tabii..” ne anlatmaya çalışıyor diye düşündüm evvela.. devam etti sonra.. huzurun insanın içinde olduğunu, mekandan münezzeh…
mekân
ne kadar kedi olduğumu hatırladığım günlerin ardından, bugün bir danışan çalıştığı mekânın kendini boğduğundan bahsetti.. evet mekân bazen boğar insanı..”sanki bir hücrede hapismişim gibi geliyor” dedi.. kimya-yı saadette huzurdan bahsederken insanın içi eğer genişse mapushane odası ona dünyanın en ferah yeri gibi gelir, eğer insanın içi daralmışsa, tahtlar, saraylar ona sıkıntı verir diyordu. aklıma bu…
bana tehanu diyebilirsiniz..
ben aslı,ejderhaları severim ve hayatı ve de isimleri…ismim yanarak can veren bir aşığın hikayesindenbundan mıdır bilmem,en korktuğum şey yanmak ta küçüklükten..bir ismim daha var,az bilinen,yerdeniz serisini okumuştum vaktiylenorda herkesin bir bilinen ismi vardıbir de bilinmeyensöylediğinde ismini birinesırrını bilirdive sana tesir edebilirdi.ben aslı, ölüm ve hayat hakkında düşünmeyi severimbir şey canlı mıdır değil midir merak ederimve…