Jodie Foster 1988 yılında, en iyi kadın oyuncu Oscar’ını aldığında her an bir yerde durdurulacağını ve “ Pardon bir yanlışlık olmuş, ödülünüz Meryl Streep’e gidecek” deneceğini düşünmüş, oyuncu dünyasının rüyası olan bu ödülü başarısına değil de bir çeşit şansa bağlamış. Jodie Foster gibi başarısına inanamayan, bundan şüphe eden pek çok ünlü isim var; Kate Winslet, Maya Angelou, Steinbeck, Einstein, Emma Watson, Sheryl Sandberg, Michelle Pfeifer bu isimlerden.
Başarılı olduğu halde, kendi başarısına bir türlü inanamama, övgüleri kabul ederken rahatsız olma, başarılıymış gibi görünerek herkesi kandırdığı hissine kapılma ve “gerçeğin” bir gün, gün yüzüne çıkacağından duyulan korkuya İmposter Sendrom ismi veriliyor. Özellikle üst düzey yöneticiler, sanatçılar, başarılı öğrenciler ve bilim adamlarında sıkça rastlanan bu sendrom, kişilerde yüksek kaygı, performans anksiyetesi ve özgüven kaybına yol açabiliyor.İlk defa 1978’de psikolog Suzanne Imes ve Pauline Rose Clance tarafından tanımlanan sendrom, sahtekar anlamına gelen “Fraud” Kompleks olarak da biliniyor.

Bazı araştırmalara göre kadınlarda daha sık görülen sendrom, başka araştırma sonuçlarında görülme sıklığı olarak belirgin bir cinsiyet farklılığı göstermiyor. Uzmanlar bu sendroma kadınlarda daha çok rastlanmasını, çok başarılı kadınların toplum tarafından hoş karşılanmamasına, kadınların verdiği bir tepki olarak açıklıyor. Bu görüşe göre, başarılı kadınlar, bu başarıyı, şansa, tesadüfe bağlayıp küçümseyerek bir anlamda toplumdan başarısı için özür dilemiş oluyor.

Araştırmalar imposter sendromun günümüzde git gide yaygınlaştığını ve Y kuşağının % 70’inin bu sendromu yaşadığını gösteriyor. Sendromun yaygınlaşmasında internet kullanımın etkisinin büyük olduğu düşünülüyor. Sosyal medya ağlarını yoğun bir şekilde takip etmek, kişilerde rekabeti körükleyip, kıskançlık ve depresyona yol açabiliyor. İnsanların kendilerini sosyal medyada gördükleriyle kıyaslayarak yetersiz hissetmesine yol açmasının dışında, sosyal medyanın bu sendrom üzerinde bir başka etkisi daha var. Sosyal medya kullanımı bizleri sahicilikten uzaklaştırıyor. Herkes çok güzel, çok yakışıklı, çok mutlu, anne babalar çok iyi anne-baba, bütün çiftler çok aşık, evler hep çok düzenli ve şık, sofralar, masalar, elbiseler her şey süslü, herkes çok enerjik ve üretken. Hayatların hep en ışıltılı anları paylaşılıyor ve beğeniliyor. Bu durum hoşa gitse ve bu beğenilme durumuna alışılsa bile, gerilerde bir yerde bunun sahiciliğini sorguluyoruz. Fazla parlatılmış başarıları sorgulama hali sonunda, gerçek başarıların da sorgulamasına ve inkarına kadar varıyor. İlk tanımlandığı yıllarda Hollywood oyuncularında sıklıkla görülen İmposter sendrom, bugün herkesin bir yıldız gibi yaşamasıyla y kuşağı arasında yaygınlaşıyor.

Bu sendromun günümüzde yaygınlaşmasının bir diğer nedeni de ebeveynlerin başarı odaklı tutumları. Başarıların yoğun bir biçimde övülüp, başarısızlıkların yerildiği aile ortamında başarmanın rolü çok kritikleşebiliyor. Bu türden övgü ve yergiye çok fazla maruz kalmış bir çocuk sürekli övülmek ve onaylanmak ve hep en iyi olmak ihtiyacı hissediyor. En iyi olmadığı durumlarda iyi olmadığı, başarılı olmadığı inancını geliştiriyor.

Araştırmalara göre, Y kuşağı insanları, başarıyla ilgili ihtiyaçlarını sadece okul, iş gibi başarıyla ilgili alanlarla sınırlı tutmuyor, ebeveynliği, ilişkileri, sosyal çevrelerini de başarının bir parçası gibi görüyor ve mükemmel anne, mükemmel eş, popüler insan olmayı hedefliyor. Mükemmelliği hedeflediği için de hedefine hiç bir zaman ulaşamıyor ve başarısız oluyor. Gerçekçi olmayan hedefi yüzünden gerçek başarılarını da görmezden gelme ve inkar eğilimine düşüyor.

Yazıyı okudukça acaba ben de imposter sendrom var mı diye düşünmeye başlamış olabilirsiniz, aşağıdaki test size bir cevap vermeye yardımcı olabilir:

Kötü haber: Eğer cevaplarınızda “katılıyorum veya tamamen katılıyorum” şıkları fazlaysa, bu sendromdan muzdarip olabilirsiniz.

İyi haber: Profesyonel bir yardım alarak bu sorunu çözdüğünüzde şimdiki başarınızı (siz inanmasanız da) kat kat artırabilirsiniz.

Profesyonel yardıma ulaşamıyor ama imposter sendromdan korunmak istiyorsanız:

· Bir günlük tutun, bu sayede başarı ve başarısızlıklarınızın daha gerçekçi bir istatistiğini tutabilirsiniz,

· Olumlu eleştirileri açıklıkla ve objektifçe kabul edip içselleştirin. Günlüğünüzde bu olumlu eleştiriler için ayrı bir bölme açın ve not edin,

· Konuşurken başarılarınızı nasıl anlattığınıza dikkat edin, “bu konuda uzman değilim ama”, “çok anlamam ama” “ çok büyük bir iş değil, herkes yapabilir aslında” iması içeren bütün cümleler mütevazi olmaktan fazlası olabilir. Bu türden ifadeleri kullanmadan konuşmaya çalışın.

· Uzmanlık alanınıza dair bilginizi aktarın, bu size o konuda ne kadar iyi olduğunuzu fark ettirecektir.

· Mükemmel olmanın imkansızlığını baştan kabul edin,

· Sosyal medyada gördüğünüz şaşaalı hayatların gerçek olmadığını hatırlayın.

gzt.com da yayınlanmıştır.
Reklamlar